|
SINAV KAYGISI
VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI
Kaygı her hangi bir
stresli durumda yaşanan doğal bir duygudur ve
yaşamın doğal bir parçasıdır. Öğrenciler için sınava
girmek stres dolu ve kaygı yaratan bir yaşantıdır.
Her öğrenci, sınava bağlı olarak, kaygının
etkilerini değişik şekillerde yaşar ve hisseder.
Aslında bir miktar kaygı yaşamanın, en iyi
performansı göstermede olumlu etkileri vardır.
Yaşanan kaygı sırasında salgılanan adrenalin
miktarının, uyarıcı etkisi ve dikkati odaklamada
önemli rolü vardır. Ancak aşırı kaygı durumunda
salgılanan yoğun adrenalin, bilgi transferini
engeller, bir takım fiziksel belirtilerin ortaya
çıkmasına ve paniğe sebep olur. Sınav kaygısının
etkileri, sınavda bilgilerini unutma ve bir boşluk
yaşamadan, fiziksel olarak hastalanmaya kadar geniş
bir yelpazeye yayılır.
Sınav
kaygısı eğitim başarısı önündeki en ciddi
engeldir.Türkiye’de üniversiteye giriş sınavına
hazırlanan 4711 öğrenci üzerinde yapılan bir
araştırmada öğrencilerin sürekli kaygı düzeylerinin,
ameliyat olacak hastaların kaygı düzeylerinden daha
yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Yaşanan kaygı
düzeyi, sınava hazırlığı ve sınavda gösterilen
performansı etkiler ancak bu etki performansa
olumsuz yönde yansıdığında ‘’sınav kaygısı’’bir
sorun olarak karşımıza çıkar. Eğer sınav sırasında
bir boşluk yaşıyor, tüm bildiklerinizi unuttuğunuzu
hissediyor ve kendinizde bazı fiziksel değişimleri
fark ediyorsanız; sınavdan sonra, serbest bir
ortamda ve rahatlamış olduğunuzda sınav sorularını
cevaplayabiliyorsanız, ve gerçek performansınıza bu
sebeple ulaşamadığınıza inanıyorsanız sınav kaygınız
var demektir.
SINAV KAYGISININ
NEDENLERİ:
-
Zamanı iyi
kullanamama:
Zamanı planlamak ve etkili biçimde kullanmak
aynı zamanda da yeni bir alışkanlık edinmek ve
değişmek anlamına gelir. Zaman yönetimi
zamanımızın, amaçlarımızı ve sorumluluklarımızı,
zevklerimizi, ve sosyal yaşamımızın içerdiği
etkinliklerimizi bir arada yürütebilecek bir
biçimde planlanması anlamına
gelmektedir.Geleceğimize yön verebilmek ve
yaşamda başarılı olabilmek için hedefler
belirliyoruz, bu doğrultuda çeşitli
sorumluluklar alıyoruz. Yakınlarımıza
arkadaşlarımıza zaman ayırmak ve hoşlandığımız
işleri yapmak, hobilerimizle ilgilenmek gibi
gereksinimlerimiz de var.Ancak bu işler için bir
türlü vakit bulamamaktan yakınıyoruz..
Gerçektende bu işler için zamanımız yok
mu?Aslında yapmak istediğimiz işler için
yeterli zamanımız var.Peki neden bir türlü
hiçbir işimiz yetişmiyor. Ve karmaşa yaşıyoruz.
Bu sorunun yanıtı kuşkusuz “zamanımızı iyi
planlayamadığımız için” olacaktır. Zamanı doğru
biçimde planlamayı öğrenmek, yaşamımızda yapmak
istediğimiz tüm işlere zaman ayırabilmek ve
stresten mümkün olduğunca uzak yaşayabilmek için
gerekli bir adımdır.
-
Kötü
çalışma alışkanlıkları:
Belirli bir plan çerçevesinde çalışmayan belirli
bir programı olmayan, derslere gündelik ve
planlı bir biçimde değil de ödevler ve dersler
yığıldıktan sonra bir gece veya bir haftada bir
derse çalışmak. Verimli ders çalışma
yöntemlerini bilmeden geleneksel biçimde okuyup
ezberlemeye çalışma, öğrenmenin kalıcılığını
olumsuz etkilediğinden sınavda çalışılan
yerlerin unutulması, öğrencide kaygıya neden
olur.
-
Mükemmeliyetçi yaklaşım:
Hepimiz yaptığımız işin iyi olmasını isteriz.
Aynı zamanda yaptığımız planlarında yolunda
gitmesi en büyük arzumuzdur. Ne var ki işler
bazen istediğimiz gibi gitmeyebilir. Bazen de
kendimizden yapacağımız ,işler konusunda insan
üstü bir potansiyel bekleyebiliriz. Hedeflerimiz
gerçekçi olmayabilir. İşte hedeflerimizin ve
beklentilerimizin gerçekçi olmaması ve yaşamda
olayların bazen istediğimiz gibi
gitmeyebileceğini hesaba katmama gibi durumlar
bizim mükemmeliyetçi olduğumuzun en büyük
göstergesidir. Mükemmeliyetçi kişi işler yolunda
gitmediğinde büyük bir düş kırıklığı yaşar.
İşleri bırakıp mutsuzluğa kapılır. Yine böyle
bir kişi, kendine gerçekçi olmayan hedefler
belirlediğinden yaptığı işlerden bir türlü
tatmin olmaz yüksek beklentileri nedeniyle
harekete geçemez, böylece de iyi yapabileceği
şeyleri “ mükemmeli başarmak” adına ya
yapabileceğinden daha kötü yapar ya da hiç
yapmaz. Hedefleri belirlerken esnek olmak ve
olası aksilikleri göz önünde bulundurmak
önemlidir. Ulaşılmaz hedefler seçmek ve
hedeflere ulaşmayı engelleyen aksilikleri göz
önünde bulundurmamak hedefe ulaşmayı
engellediğinden insanda kaygı ve gerilime neden
olur.yapacağı işlerin hepsine motive olmasını
engeller.
-
Görev ve
sorumlulukları erteleme:
Başarı karşısındaki en büyük engellerden biride
erteleme davranışıdır. Gündelik hayatta küçük
görünen işlerde daha önemli amaçların alt
basamaklarıdır.ertelenen her iş bir diğerini
etkiler. Odanın toplanması, berbere gitme, uzun
zamandır aramak istediğimiz bir arkadaşımıza
telefon etme, alışverişe çıkma, bir arkadaşımıza
doğum günü hediyesi alma vb..işlerin
ertelenmesi, daha önemli olan diğer işlerimizin
de (ders çalışma, sınavlara hazırlanma)
ertelenmesine yol açar . Aynı şekilde önemli
işlerin ertelenip durması da günlük
işlerimizin büyük ölçüde aksamasına neden
olur.Bu kısır döngü böylece uzayıp gider ve
günün birinde içinden çıkılmaz bir hale
gelebilir. Aranamadığı için sitem eden
arkadaşlar, ödenmediği için faiz işleyen
faturalar, toplanmadığı için karmakarışık olan
odalar, alınan düşük notlar, yetiştirilemeyen
dönem ödevleri ardı ardına bizi sıkıntıya
sokar.Sonuç ise yoğun stres, sinir bozukluğu,
başarısızlık duygusu ve yılgınlık olur.
SINAV KAYGISININ ETKİLERİ
1-
Öğrenilen bilgiler transfer edilemez.
2-
Okuduğunu anlama ve düşünceleri organize
etmede zorluk yaşanır.
3-
Dikkatte bir daralma ve azalma olur,dikkat
sınavın içeriğine değil sınavın kendisine ve bağlı
olarak yaşananlara odaklanır.
4-
Zihinsel beceriler zayıflar,bilgilerin
hatırlanmasını engeller.
5-
Enerji tükenir ve israf edilmiş olur.
6-
Fiziksel rahatsızlıkların ortaya çıkmasına
neden olur.
SINAV KAYGISININ
BELİRTİLERİ VE SEBEP OLDUĞU DUYGULAR
1-
Kalp atışlarında hızlanma ve artış,
çarpıntı, 1-Endişe
2-
Hızlı nefes alıp
verme,
2-Huzursuzluk
3-
Gerginlik veya sinirlilik
hali
3-Öfke kızgınlık
4-
Terleme veya titreme
,
4-Korku
5-
Dilin damağın
kuruması
5-Ümitsizlik
6-
Mide
şikayetleri
6-Mahcubiyet
7-
Bağırsak hareketlerinde değişme
(ishal, kabızlık) 7-Hayal kırıklığı
8-
Telaş şaşkınlık organize
olamama
8-Mutsuzluk
9-
Baş ağrısı, huzursuz uyku, kabus
görme 9-Tedirginlik
10-
Konsantrasyon bozuklukları
11-
Kaygı ve korku ifadeleri içeren düşünceler
12-
Ortamdan uzaklaşmak isteme
13-
Yorgunluk belirtileri
14-
Yeme alışkanlıklarında değişme
BİLİNÇLİ
BAŞAÇIKMA YOLLARI
1-Kaygınızın farkına
varın ve kaygılı olduğunuzu kabul edin:Kaygılı
olduğunuzun farkına varamazsanız kendi kendinize
yardımcı olamazsınız.Siz kaygılıyken bedeniniz ve
ona bağlı olarak davranışlarınız az ya da çok
değişir.
2-İçinde
bulunduğunuz durumdan bir süre uzaklaşın ve
durumunuzu gözden geçirin:
Ev ortamında iken
kaygılı duruma girdiğinizi fark ettiniz ve bu
kaygının altında yatan nedenleri bulmaya karar
verdiniz. Kararınızı uygulamaya koyabilmek için ev
ortamından bir süre uzaklaşın ve ev durumunuzu
gözden geçirin. Kaygınız iş ortamıyla ilgiliyse,
işten bir süre uzaklaşın,ya da iş başında
olmadığınız bir zamanda aşağıdaki basamakları gözden
geçirmeye karar verin.
3-Kendinizi en rahat
hissedeceğiniz ortamı hayal edin:
4-Kaygının temelinde
yatan nedenlerin sizin benlik kavramınızı nasıl
etkilediğini anlayın:
5-Kaygınızın ortadan
kalkması için uygulayacağınız kısa süreli ve uzun
süreli çözüm yollarını saptayın:
6-Kısa süreli çözüm
yollarını hemen uygulamaya koy ve uzun süreli
çözümler için gerekli adımları atmaya hazırlan:
7-Kaygı için
harcadığınız enerji ve zamanın size hiçbir yararı
olmadığını unutmayın:
8-Kaygınızı
abartmaktan sakının:
Heyecanların
hatırlamaya etkisi, yaratmış oldukları bozucu
etkilerdir.Korku, kaygı,kızgınlık gibi heyecanlar,
hatırlanması istenilen bilgiye dikkatin
odaklanmasını engeller ve bir bulanıklık, dağınıklık
getirirler. Bu durumu öğrenciler kuvvetli bir
şekilde sınavlarda yaşarlar.İlk soruyu okuyunca
anlamakta güçlük çeken bir öğrenci şöyle düşünmeye
başlar: ‘ilk soruyu anlamakta dahi güçlük çekiyorsam
, diğer soruları ben nasıl cevaplandırabilirim?’ İlk
sorunun uyandırdığı kaygı ve gerginlik, ikinci
sorunun anlaşılmasını da güçleştirir. Üçüncü soruyu
bu tutum içinde okuduğunda kendine güveni iyice
sarsılır. Öğrenci sakin bir kafayla, dikkatini hiç
dağıtmadan soruları cevaplayabilmiş olsaydı, daha
iyi bir not alabilirdi.
Yalnız kaygı,
kızgınlık ve korku gibi olumsuz duygular değil,
aşırı coşku, sevinç, sürpriz de hatırlama üzerinde
bozucu bir etki yapar.
|