Öğretmenlik bir gönül mesleğidir, sevda mesleğidir.Yüreğinizde hissedemiyorsanız bir çocuğun /gencin üzüntülerini – coşkularını. Gelin ne kendinizi yorun , ne de hizmeti iddiasında olduğunuz öğrencilerinizi.
Zira “Öğretmenlik” gelir getirici bir meslek olarak düşünülmemelidir.Öğretmenlik kendi hayatını yaşamamak , gençliğini – ömrünü yetiştireceklerine adamaktır.Kendisine yetiştirilmek üzere emanet edilmiş olan öğrencilerine hayata,insanlığa ve bilime dair bir şeyler verebilme adına kendisine Yaradan tarafından bahşedilen en büyük nimeti , hayatı tüketmektir.
Öğretmenlik gündüzlerinde tüm zamanını ve hayallerini öğrencilerine vakfeden , geceleri ise rüyalarında da öğrencileriyle olan, ancak dersi 1 dakika tenefüse sarkıttığında ömrünü verdiği öğrencilerinden tepki almaktır.Meslek hayatı boyunca karşılaştığı her kişi ve olayı hoşgören, toplumun gözü önünde duran en değerli meslek mensubu olduğundan en küçük bir olumsuzluk durumunda hoş görülmeyendir.
Okul denen tılsımlı binaların mimarlarını yetiştirende O’ dur yine bu binaların içerisinde cıvıl cıvıl dolaşan genç dimağların mimarı da O.İçinde bulunduğu hayatın bütün zorluklarına rağmen gülümseyen ve etrafına pozitif enerji yaymaya çalışan, eğitim-öğretim hayatının en değerli unsuru ve eserlerine kıymet biçilemeyen sanatkar.
Başka bir açıdan konu ele alındığında ; Tüm peygamberlerin ana gayesi insanlara kendisine öğretilenleri öğretmekti.Allah , süreçte tüm peygamberlerini insanları eğitmek için göndermedi mi?
“Ben öğretmen olarak gönderildim!” diyen peygamberimiz gibi, insan eğitme sorumluluğu bulunan öğretmenler ibadet yapıyormuşçasına derslerini vermelidirler.Allah’ın huzuruna duran bir insanın özeni, ciddiyeti ve hassasiyeti Allah’ın yarattığını eğitip – öğretirken de gösterilmelidir.Öğretmen mabede hazırlık yapar gibi, dersine gireceği sınıfa hazırlık yapmalıdır.Sınıfa girmeden önce kendisi fiziken ve ruhen temiz olmalı, sosyal hayatın buhranlarından / önyargılarından uzaklaşmalı ve sabır zırhına bürünmelidir.
Öğretmenlerin, mesleki çalışmanın karşılığı olan ücretleri Yüce Devletimiz tarafından ödenmektedir.Devletimizi idare edenler de öğretmenlerin emeklerinin karşılığının aldıkları ücretin çok üzerinde olduğunu , ancak imkanlar ölçüsünde en iyisinin yapılmaya çalışıldığını zaman zaman vurgulamaktadırlar.Evet öğretmenin hakkı ödenemez.O bakımdan maddi karşılık bir kenara bırakılarak işimizin manevi karşılığının olduğunu da unutmamak gerekir ki ona da paha biçilemez.Yıllar sonra emek verdiğiniz öğrencilerinizin sizleri ziyaretleri sırasında aldığınız keyfin ya da önemli mevki ve meslek dallarında gördüğünüz öğrencilerinizin size yaşattığı duyguların bedelini söyleyebilir misiniz?
İbadet aşkıyla derslerini vermeye çalışan, mabede girer gibi ders vereceği sınıfa hazırlık yapan , Türk Milli Eğitiminin Amaçlarında belirtildiği gibi ; Atatürk ilke ve inkılâplarına ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Millîyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak öğrencilerini yetiştiren öğretmenlerimize selam olsun…