Öğretmenlerimizin hayatımızda çok önemli yerleri vardır.Öğrenim hayatımız boyunca aynı zamanda eğitimimizle de ilgilenen öğretmenlerimiz , biz farkında olmasakta bizde derin izler bırakmışlardır.İlk okula gittiğiniz günü hanginiz hatırlıyorsunuz? Hatırlayanların hatıralarında neler canlanıyor?
İlk öğretmenim ile Gümüşhane Canca ilkokulunda tanıştım.(Bugün itibarıyle okulum yıkılmış ve yerine rehabilitasyon merkezi yapılmaktadır.Yani önünden geçtiğimde ben burada okumuştum diyebileceğim bir okul binası yok)
Sait ve Yaşar öğretmenim’i hasretle ve özlemle anıyorum...Hayatımda çok ama çok büyük yeri var onların.Benim gibi şanslı olan milyonlarca öğrenciyi yetiştiren iyi kalpli,öğretmenliği hakkı ile yapabilen tüm öğretmenlerin ellerinden öpüyorum.
Öğretmenlik mesleğinin öneminin büyüklüğünü tarih boyunca bir çok devlet adamı dile getirmiştir.Netice itibarıyle o devlet adamlarını olduğu gibi bütün meslek erbaplarını yetiştiren de onlar değil mi?
Bizim maddi ve manevi mirasımızda öğretmenler ayrı bir yer ve önem taşımıyorlar mı?
Atatürk: “Cumhuriyet Sizden Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür Nesiller İster.”dediğinde bu sözü gerçekleştirecek nesilleri yetiştirmek üzere de öğretmenleri işaret etmiştir.” Öğretmenler,yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.”
Nesillerin yetiştirilmesinde en önemli görevin yüklendiği öğretmeni ihmal etmeyen toplumlar, bilimde,sanatta,edebiyatta,sporda velhasılı her alanda uluslararası başarıların sahipleridirler.
Ülkelerin hayatında kısa vadeli değil oldukça uzun vadeli planlamalar hakimdir.O bakımdan ülkelerin gelecekteki sahibi ve yöneticileri olacak olan genç kuşakların eğitim – öğretimleri son derece önemli ve nazik bir konudur.
ABD.Başkanlarından Abraham LİNCOLN oğlunun öğretmenine bir mektup yazmıştır ki, ibretle okunmalıdır bence:
”Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını, fakat şunu da öğret ona: ‘her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşı kendini adamış bir lider vardır.’ Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona.
Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin, zorbaların görüntüde galip olduklarını.
Eğer yapabilirsen; ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı. Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.
Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona.
Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.
Ona, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret. Ona nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü çeliği ancak ateş saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karsı da derin bir inanç taşıyacaktır.
Bu, büyük bir taleptir; çünkü ben OĞLUMUN KÜÇÜK BİR İNSAN OLMASINI İSTEMİYORUM.
Sayın okurlar belki katılmadığınız hususlar olabilir, ancak genelde baktığınızda olayın özetle bundan ibaret olduğunu görürüz.
Hasan AKPINAR da bakın öğretmene nasıl sesleniyor;
“Ben bir gülüm sen bahçıvan
Çok açarsam eser senin
Ama birde solu versem
Günah senin, günah senin öğretmenim
Ben tohumum çiftçi sensin
Çok sularsan ürün senin
Bol olursam verim senin
Ama birde çürürsem
Hata senin, hata senin öğretmenim
Ben elmasım sarraf sensin
Pırlantaysam emek senin
Parlıyorsam yaldız sensin
Ama birde parçalarsan
Kırık senin, kırık öğretmenim
Ben boş defter kalem sensin
Doğru yazsan yarın senin
Güzel yazsan ikbal senin
Ama birde karalarsan
Vicdan senin, vicdan senin öğretmenim
Ben öğrenci sen öğretmen
Başarırsan hüner senin
Kazanırsam hüner zafer senin
Ama birde kaybedersem
Yok diyecek başka sözüm
Yazım senin, yazım senin öğretmenim.”